--° -- --/--°
Gündem 09.10.2026 02:15 1 okunma

20 Yıllık Sır Perdesi Aralandı: Kayıp Rıza Güzel Dosyasında ŞOK Gelişmeler!

2006 yılında Kırşehir'de kaybolan Rıza Güzel'in davasında 20 yıl sonra hayati gelişmeler yaşandı. JASAT ekiplerinin titiz çalışması sonucu ulaşılan kemik parçaları, dosyada yeni bir dönemi başlattı.

20 Yıllık Sır Perdesi Aralandı: Kayıp Rıza Güzel Dosyasında ŞOK Gelişmeler!

Türkiye'nin uzun süredir karanlıkta kalan dosyalarından biri daha aydınlanmaya yüz tuttu. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin duyurduğu dikkat çekici gelişmeler, 2006 yılında Kırşehir'de ortadan kaybolan Rıza Güzel'in davasında yeni bir dönemin kapılarını araladı. Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın koordinasyonunda, Jandarma Suç Araştırma Timleri (JASAT) tarafından yürütülen kapsamlı soruşturma, tam 20 yıl sonra kayıp şahsın izine ulaşılmasını sağladı.

Yılların Ardından Gelen Titiz Takip

JASAT ekipleri, daha önce de Manisa'da 10 yıl önce meydana gelen ve Lokman Gökçe'nin hayatını kaybettiği trafik kazasının ardındaki gerçeği ortaya çıkararak başarısını kanıtlamıştı. Bu kez de Kırşehir'de 20 yıl önce kaybolan Rıza Güzel dosyasını yeniden mercek altına alan ekipler, aylarca süren meşakkatli bir çalışma yürüttü. Adli dinlemeler ve titiz incelemeler sonucunda elde edilen bilgilerle, 3 ilde eş zamanlı olarak 6 farklı adrese operasyon düzenlendi.

Gözaltılar ve Şaşırtıcı İtiraflar

Düzenlenen operasyonlarda, Rıza Güzel'in eşi ve 6 çocuğundan oluşan toplamda 7 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin sorgularında verdikleri itiraflar ve yer göstermeleri üzerine, soruşturmada kritik bir dönüm noktasına gelindi. Yapılan incelemelerde, Rıza Güzel'e ait olduğu değerlendirilen kemik parçalarına ulaşıldı. Bu bulgular, uzun süredir kayıp olan Rıza Güzel'in akıbetine dair endişeleri doğrular nitelikte.

Devletin Kararlılığı ve Aydınlatma Oranı Vurgusu

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, açıklamasında devletin suç ve suçlularla mücadelesindeki kararlılığını bir kez daha vurguladı. "Kimse geçen yılların gerçeği örteceğini, suçun izlerini sileceğini sanmasın! Bir iz varsa peşine düşeriz. Bir şüphe varsa araştırırız." ifadeleriyle, adaletin er ya da geç tecelli edeceğinin altını çizen Çiftçi, hiçbir ayrıntının göz ardı edilmediğini belirtti. Bakan Çiftçi, yılbaşından bu yana kişilere karşı işlenen suçlarda yüzde 99,4'lük aydınlatma oranına ulaşıldığını da ekleyerek, Jandarma'nın ve JASAT ekiplerinin bu başarısındaki büyük rolünü takdir etti.

Kahraman Jandarma'ya Teşekkür

Bakan Çiftçi, konuşmasının sonunda, 20 yıl sonra Rıza Güzel dosyasının aydınlatılmasına vesile olan, sabır, dikkat ve kararlılıkla çalışan kahraman Jandarma personellerini ve JASAT ekiplerini yürekten tebrik etti. Süreci titizlikle yürüten ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına da teşekkürlerini ileten Çiftçi, "Ülkemizin huzuru, milletimizin güvenliği için zamanaşımı dinlemeden, suç ve suçluyla mücadelemize aralıksız devam edeceğiz! Devlet unutmaz." sözleriyle, adalet mücadelesinin kesintisiz süreceği mesajını verdi. Soruşturmanın tüm boyutlarıyla sürdüğü ve elde edilecek yeni bulgularla dosyanın daha da netleşeceği bekleniyor.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu haber için henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

Yorumlar moderasyonun ardından otomatik olarak yayınlanır.
Ekonomi 09.10.2026 01:45 0 okunma

ABD'den Teknoloji Devlerine Yeşil Kart Darbesi: Microsoft ve Adobe'nin Vizesi Mi Kesildi?

ABD yönetimi, Microsoft, Adobe gibi önde gelen teknoloji firmalarını dolandırıcılıkla suçlayarak yeşil kart programından çıkardı. Karar, nitelikli yabancı çalışanların ABD'de kalıcı oturma izni almasını engelliyor ve sektörde şok etkisi yarattı.

ABD'den Teknoloji Devlerine Yeşil Kart Darbesi: Microsoft ve Adobe'nin Vizesi Mi Kesildi?

ABD'de teknoloji dünyası, Trump yönetiminden gelen son dakika kararıyla sarsıldı. Beyaz Saray'ın, Microsoft ve Adobe gibi küresel teknoloji devlerini, nitelikli yabancı çalışanların ABD'de daimi oturma izni (yeşil kart) almasını sağlayan programdan çıkarma kararı, sektörde büyük yankı uyandırdı. Bu hamle, 'yeşil kart' programındaki usulsüzlük iddialarına dayandırılırken, kararın Amerikan iş gücünü koruma amacı taşıdığı belirtildi.

Yeşil Kart Programında Ani Değişiklik: Hangi Firmalar Etkilendi?

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, düzenlediği basın toplantısında karara ilişkin yaptığı açıklamada, “Microsoft’a mesajımız şudur: Harika bir Amerikan şirketisiniz, ancak harika Amerikalı çalışanları işe almalısınız” ifadelerini kullandı. Vance, bu adımın Amerikan istihdamını önceliklendirme politikasının bir parçası olduğunu vurguladı. Yeşil kart programından men edilen diğer önemli firmalar arasında Capgemini, Cognizant, HCL, Infosys, Tata ve Wipro gibi küresel teknoloji ve hizmet sağlayıcı şirketler de bulunuyor. ABD Çalışma Bakanlığı yetkilisi Keith Sonderling ise, hükümetin bu şirketler için yeni veya henüz sonuçlanmamış daimi çalışma sertifikası başvurularını kabul etmeyeceğini bildirdi. Bu durum, söz konusu firmaların ABD'deki yetenekli yabancı çalışanlarını bünyelerinde tutmalarını zorlaştıracak.

H-1B Vizeleri ve Yeşil Kart Süreci: Arka Planda Neler Oluyor?

ABD'deki H-1B vize programı, genellikle Amerikan vatandaşlarının veya mevcut oturma izni sahiplerinin doldurmakta zorlanabileceği, yüksek vasıf gerektiren pozisyonlar için tasarlanmıştır. Bu vize türü, teknoloji sektöründe küresel yetenekleri ülkeye çekmek için yaygın olarak kullanılıyor. Ancak son yıllarda, bu programın istismar edildiği ve Amerikan iş gücünün haklarının ihlal edildiği yönünde eleştiriler yükselmişti. The Associated Press'in verilerine göre, onaylanan H-1B vizelerinin yaklaşık dörtte üçü Hindistanlı çalışanlara verilmekte, bu da teknoloji şirketlerinin bu programın en büyük kullanıcıları olduğunu gösteriyor.

Microsoft'tan İlk Açıklama: 'Yeni Personel Değil, Mevcut Çalışanların Durumu'

Kararın ardından Microsoft'tan bir sözcü, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Amerikan iş gücünün gücüne ve yeteneğine inanıyoruz. Zaten Microsoft’un ABD’deki çalışanlarının büyük çoğunluğu Amerikalıdır. Yönetime ek bilgiler sunmayı dört gözle bekliyoruz. Örneğin, geçtiğimiz mali yılda yaptığımız yaklaşık 6 bin H-1B vizesi başvurusunun yüzde 80'i, mevcut Microsoft çalışanlarının statüsünü uzatmaya veya değiştirmeye yönelikti. Bunlar yeni personel alımına yönelik başvurular değildi. Yeni çalışanlar için yapılan diğer başvurular ise halihazırda yasal yollarla ABD’de bulunan ve bizimle çalışmaya karar veren kişileri kapsıyordu; bu kişiler ABD'deki iş gücümüzün yalnızca yüzde 1'ini oluşturuyor. Söz konusu kişiler ülkemize yeni gelmiş kimseler değildir.” Bu açıklama, kararın kapsamı ve şirketin mevcut politikasının yönetime doğru aktarılmadığına dair bir endişeyi dile getiriyor.

Sektörde Endişe Hakim: ABD'nin Yetenek Çekiciliği Azalır Mı?

Bu son gelişme, ABD'nin küresel teknoloji yetenekleri için cazibesini koruyup koruyamayacağı sorusunu yeniden gündeme getirdi. Birçok uzman, bu tür politikaların, en parlak beyinlerin başka ülkelere yönelmesine neden olabileceği uyarısında bulunuyor. Yeşil kart programındaki bu kısıtlamaların, özellikle startup'lar ve hızla büyüyen teknoloji şirketleri için nitelikli personel bulma süreçlerini daha da zorlaştırması bekleniyor. Önümüzdeki dönemde, bu kararın teknoloji ekosistemine olası etkileri ve hükümetin bu konudaki sonraki adımları yakından takip edilecek.

Spor 09.10.2026 01:15 1 okunma

Fenerbahçe Tarfin'den Panathinaikos Karşısında Beklenmedik Darbe: Ligdeki İlk Yenilgi Atina'da Geldi!

EuroLeague'de namağlup ilerleyen Fenerbahçe Tarfin, deplasmanda Panathinaikos AKTOR'a 92-74 mağlup olarak bu sezonki ilk yenilgisini aldı. Sarı-lacivertlilerde pota altı ve dış şutlarda etkisiz kalan oyuncular dikkat çekti.

Fenerbahçe Tarfin'den Panathinaikos Karşısında Beklenmedik Darbe: Ligdeki İlk Yenilgi Atina'da Geldi!

EuroLeague'de bu sezon gösterdiği performansla göz dolduran temsilcimiz Fenerbahçe Tarfin, 4. hafta mücadelesinde Yunanistan'da beklemedik bir yenilgiyle tanıştı. Rakibi Panathinaikos AKTOR karşısında deplasmanda mücadele eden sarı-lacivertliler, sahadan 92-74'lük skorla mağlup ayrıldı. Bu sonuçla birlikte Fenerbahçe Tarfin, ligdeki namağlup unvanını yitirerek ilk mağlubiyetini almış oldu. Ev sahibi Panathinaikos ise kendi sahasında aldığı bu önemli galibiyetle ligdeki galibiyet serisini sürdürdü.

Atina'da Kötü Gidişat: Fenerbahçe Tarfin Potada Eridi

Telekom Center'da oynanan ve Sırbistan'dan Ilija Belosevic, İspanya'dan Carlos Peruga ve Litvanya'dan Arturas Sukys'in yönettiği mücadelede, Fenerbahçe Tarfin'in oyun planı tutmadı. Maça hızlı başlayan ev sahibi Panathinaikos, ilk periyodu 27-24 önde tamamlarken, devreyi de 46-41'lik üstünlükle kapattı. Üçüncü periyotta farkı daha da açan Yunan ekibi, periyodu 67-55 gibi net bir skorla tamamladı. Son periyotta farkın kapanmasına izin vermeyen Panathinaikos, sahadan 18 sayılık farkla galip ayrılmayı başardı.

Oyuncu Performansları ve Maçın Kilidi

Panathinaikos AKTOR'da Hayes-Davis ve Lessort pota altında etkili bir performans sergileyerek takımlarının galibiyetinde başrolü üstlendiler. Francisco'nun dış şutlardaki yüksek yüzdesi ve 17 sayılık katkısı da galibiyette önemli rol oynadı. Fenerbahçe Tarfin'de ise Key 13 sayıyla takımın en skorer ismi olurken, Juzang 10, Horton Tucker ve Baldwin 9'ar sayıyla mücadele etti. Ancak sarı-lacivertlilerin genel olarak şut yüzdeleri düşük kaldı ve rakibin sert savunması karşısında zor anlar yaşadı. Özellikle pota altı etkinliği ve ribauntlarda üstünlük kurulamaması, yenilgideki önemli faktörlerdendi.

Maçın Teknik Detayları ve Öne Çıkanlar

Karşılaşmanın istatistiklerine bakıldığında, Panathinaikos'un top çalma ve asist rakamlarının Fenerbahçe Tarfin'e göre daha yüksek olduğu görülüyor. Bu da oyunun kontrolünü daha fazla ellerinde tuttuklarını gösteriyor. Fenerbahçe Tarfin'de ise Melli ve Sertaç Şanlı erken faul problemi yaşayarak oyun süresi ve etkinliği açısından kısıtlandı. Bu durum, koç Satoransky'nin rotasyon planlarını olumsuz etkiledi.

Gelecek Maçlar ve Fenerbahçe Tarfin'in Yol Haritası

Bu yenilgiyle birlikte Fenerbahçe Tarfin, ligdeki sıralamasında bir gerileme yaşasa da, önündeki uzun maratonda bu tür deplasman mücadelelerinin zorluklarını bir kez daha görmüş oldu. Koç Satoransky'nin, bu maçtan çıkarılacak derslerle birlikte takımın savunma zaaflarını gidermesi ve hücumda daha istikrarlı bir oyun ortaya koyması bekleniyor. Önümüzdeki haftalarda oynanacak maçlarda sarı-lacivertlilerin tekrar galibiyet serisine dönmesi ve Final Four hedefine emin adımlarla ilerlemesi için daha kararlı bir duruş sergilemesi gerekecek. Panathinaikos AKTOR ise bu galibiyetle ligde iddialı bir konuma geldiğini gösterdi.

Ekonomi 08.10.2026 02:45 4 okunma

Ticaret Bakanı Bolat'tan Mal Varlığı İddialarına NET Yanıt: 'Kara Propaganda ve Linç Girişimi!'

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, hakkında çıkan mal varlığı ve yatırım iddialarına sert tepki göstererek, bunların 'kara propaganda' ve 'linç avcılığı' olduğunu belirtti. Bakan Bolat, tüm mal varlığı beyanlarının yasalara uygun ve şeffaf olduğunu vurguladı.

Ticaret Bakanı Bolat'tan Mal Varlığı İddialarına NET Yanıt: 'Kara Propaganda ve Linç Girişimi!'

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, son günlerde hakkında çıkan ve mal varlığı ile bazı yatırımlarını gizlediği yönündeki iddialara sosyal medya hesabından kapsamlı bir yanıt verdi. Bakan Bolat, ortaya atılan iddiaların tümüyle mesnetsiz olduğunu ve bir 'kara propaganda' ile 'siyasal linç avcılığı' girişimi olduğunu sert bir dille ifade etti. Bakanlık görevine geldiği günden bu yana tüm mal varlığı beyanlarının kanuni süreler içerisinde eksiksiz olarak ilgili devlet kurumlarına sunulduğunu ve bunun kontrole açık olduğunu vurgulayan Bolat, 'Bakanlık görevine başladığım tarihten itibaren şahsıma ve birinci derece aile yakınlarıma ait mal varlığına ilişkin tüm beyanlarımız, ilgili mevzuatın öngördüğü usul ve süreler içerisinde yetkili devlet kurumlarına düzenli olarak sunulmuştur, sunulmaya devam edilmektedir. Bugüne kadar hiçbir mal varlığımızı, gelir kaynağımızı veya tasarrufumuzu gizleme ihtiyacı duymadık. Mal beyanımız zaten devletin elindedir.' şeklinde konuştu.

Fon Soruşturmaları Üzerinden Yürütülen Linç Girişimi

Türkiye'deki yatırım fonları ve sermaye piyasaları hakkında genel bir bilgi veren Bakan Bolat, 16 Eylül tarihinde 7 yatırım kuruluşuyla ilgili başlatılan inceleme ve soruşturmalar üzerinden kendi adının gündeme getirilmeye çalışılmasının 'tümüyle bir kara propaganda, sosyal ve siyasal linç avcılığının yeni bir versiyonu' olduğunu dile getirdi. Bolat, Bakanlık görevinden önceki 43 yıllık özel sektör, akademik hayat ve iş dünyası tecrübesi boyunca biriktirdiği tasarruflarından bahsetti. Bakanlık görevine başladığı ve profesyonel mesleki faaliyetlerine ara verdiği dönemde, 37,8 milyon Türk Lirası tutarındaki aile tasarrufunun 26 Şubat 2024 tarihinde Hedef Yatırım Portföy bünyesinde, sukuk (kira sertifikası) niteliğindeki yasal para piyasası finansal enstrümanına yatırıldığını belirtti. Bu yatırımın mal beyanında da kayıtlı olduğunu ve söz konusu yatırımın üzerinden 2 yıl 8 ay geçtiğini hatırlattı. Bolat, bu paranın belirtilen süre boyunca aynı yatırım aracında kaldığını ve iftira niteliğindeki iddiaların aksine, sukuk hesabının kesinlikle kapatılmadığını ve devletin başlattığı soruşturmalar sonrasında da ilgili hesapta durduğunu ekledi.

'400 Koydu, 800 Aldı' İddiası Koca Bir Yalan!

Fon soruşturmasının başladığı 16 Eylül tarihinde veya öncesinde ya da sonrasında, söz konusu tasarruf üzerinde herhangi bir hisse senedi alım-satımı veya farklı bir yatırım operasyonu gerçekleştirilmediğini kesin bir dille ifade eden Bolat, 'Dolayısıyla bugün akşam yapılmaya çalışılan iddia ve itham bir iftira niteliğindedir. Kamuoyunda fondaki para şeklinde itibarsızlaştırmak amacıyla yaftalanmaya çalışılan aile tasarrufu, gerçekte sukuk olarak ifade edilen kira sertifikası niteliğindeki, kayıtlı ve yasal bir finansal yatırım aracıdır. Borsada işlem gören herhangi bir hisse senedi değildir, 16 Eylül tarihinden önce veya sonra kesinlikle tasarruf hesabı kapatılmış değildir. 400 koydu, 800 aldı ifadesi koskoca bir yalandır.' dedi. Bakan Bolat, son bir, üç ve altı aylık getiri bilgilerini de paylaşarak, kira sertifikalarının devlet tahvili, altın fonu, döviz fonu gibi, yasal ve meşru mevzuat çerçevesinde ihraç edilen ve yatırımcıların erişimine açık bir para piyasası aracı olduğunu hatırlattı. Ayrıca, sukuk-kira sertifikasının gelirinin de risksiz ve garantili olmadığını, ihraç eden kuruluşun yükümlülüklerini yerine getirememesi halinde yatırımcının anapara kaybı yaşamasının dahi mümkün olduğunu belirtti.

Şeffaflık Vurgusu ve Hukuki Süreçler

Yaklaşık 2 yıl 8 aydır söz konusu tasarrufun bulunduğu hesap üzerinden herhangi bir hisse senedi piyasası operasyonu gerçekleştirilmediğini açıklayan Bolat, daha da önemlisi, Ömer Bolat adına bugüne kadar herhangi bir yatırım veya finans kuruluşunda yöneticilik, ortaklık veya imza yetkisinin bulunmadığını vurguladı. Bu nedenle şahsının söz konusu kuruluşların yönetimsel veya ticari faaliyetleriyle ilişkilendirilmesinin de 'külliyen yalan' olduğunu belirtti. Bakan Bolat, ne şahsının ne de ailesinin kripto varlık veya yurt dışı para yatırımı gibi bir durumunun söz konusu olmadığını, devletine karşı herhangi bir vergi veya sigorta prim borcu bulunmadığını ve tüm mali hareketlerinin devletin ilgili kurumlarının kayıt ve denetim sistemleri altında olduğunu söyledi. 'Her şey şeffaftır.' diyen Bolat, devletin yetkili kurumlarının her türlü inceleme ve denetimine açık olduklarını yineledi. Bu gerçeklere rağmen, 2 yıl 8 aydır aynı sukuk-kira sertifikası yasal yatırım aracında bulunan ve halen kapatılmamış bir aile tasarrufunun, son dönemde yürütülen fon soruşturmalarıyla aynı çerçevede sunulmaya çalışılmasının hakikati ortaya koymak değil, 'çamur atma ve itibar yıpratma çabası' olduğunu söyledi. 63 yıllık hayatı ve 43 yıllık iş hayatının temelinin şeffaflık, doğruluk, dürüstlük ve kanunlara saygı olduğunu belirten Bolat, siyasi görevlerde bu tür mesnetsiz saldırıların olabileceğini ancak kendilerine 'kara propaganda iftirasının yapışmayacağını' ifade etti. Son olarak, kamuoyunu yanıltmaya, itibarını zedelemeye ve makama yönelik güveni sarsmaya dönük, hatta 8 yaşındaki torunlarını ağlatan bu tür yalan bilgi ve iftiralara yayan kişi ve kurumlar hakkında bütün hukuki haklarını sonuna kadar kullanacağını açıkça beyan etti.

Ekonomi 08.10.2026 02:15 5 okunma

ABD İle Ticarette Hedef Büyüdü: 2028'de 50 Milyar Dolar Kapıda!

Türkiye ve ABD arasındaki ticaret hacmi hızla artıyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2028 yılına kadar 50 milyar dolarlık hedefe ulaşılacağını öngörürken, iki ülke arasındaki ekonomik bağların güçlendiğini belirtti.

ABD İle Ticarette Hedef Büyüdü: 2028'de 50 Milyar Dolar Kapıda!

Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ekonomik ilişkilerde dikkat çekici bir ivme yaşanıyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, yaptığı açıklamalarla iki ülke arasındaki ticaret hacminin geleceğine dair iyimser bir tablo çizdi. İstanbul'da düzenlenen önemli bir konferansta konuşan Bolat, mevcut trendlerin devam etmesi halinde 2028 yılına kadar 50 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşılmasının mümkün olduğunu duyurdu.

Yatırımlar ve Ticaret Hacmi: Rekorlar Kırılıyor

Bakan Bolat, konferansta yaptığı sunumda, ABD'li yatırımcıların Türkiye'deki güçlü varlığına dikkat çekti. Yaklaşık 2 bin ABD'li şirketin Türkiye'de üretim, ticaret ve ihracat faaliyetleri yürüttüğünü belirten Bolat, bu şirketlerin yaptığı yatırımların toplamda 16,5 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Bugüne kadar Türkiye'ye ABD'den gelen toplam doğrudan yatırımların ise 60 milyar dolara eriştiğini vurguladı. Bu rakamlar, Türkiye'nin uluslararası yatırımcılar için önemli bir cazibe merkezi olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Ticaret Hacmi ve Dış Ticaret Dengesi

Geçtiğimiz yıl Türkiye ile ABD arasındaki toplam ticaret hacminin 38,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatan Bakan Bolat, bu rakamın ABD lehine 6 milyar dolarlık bir dış ticaret fazlası yarattığını dile getirdi. Ancak bu durumun, iki ülke arasındaki ticaretin dinamik yapısını göz ardı etmemek gerektiğini söyledi. Özellikle uçak alımları ve artan LNG (Sıvılaştırılmış Doğalgaz) ithalatının, dış ticareti ve toplam ticaret hacmini önemli ölçüde artırdığını belirtti. Bu artışın ilk 9 aya yansıyan verilerle de teyit edildiğini, Türkiye-ABD ticaretinde yüzde 17'lik bir artış yaşandığını kaydetti. ABD'nin Türkiye'ye ihracatının 2,5 milyar dolar, Türkiye'nin ABD'ye ihracatının ise 1,8 milyar dolar arttığına dikkat çekildi.

Siyasi İlişkilerin Ticarete Etkisi ve Gelecek Hedefleri

Bakan Bolat, siyasi ilişkilerin ticari ve ekonomik bağlar üzerindeki olumlu etkisine de vurgu yaptı. İki ülke liderleri arasındaki dostluk ve iş birliğinin, ekonomik ilişkilerin gelişimine doğrudan katkı sağladığını ifade etti. Bu iş birliğinin somut bir göstergesi olarak, ABD Başkanı Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından daha önce belirlenen yıllık 100 milyar dolarlık ticaret hedefini hatırlatan Bolat, bu hedefe ulaşma konusunda kararlılıklarının sürdüğünü belirtti. Mevcut pozitif seyrin, bu hedefe ulaşılabilmesi için sağlam bir zemin oluşturduğunu söyledi.

Doğrudan Yatırımlar ve Türk İş Dünyasının Rolü

Türkiye'den ABD'ye yapılan doğrudan yatırımların 14,5 milyar dolara ulaştığını aktaran Bakan Bolat, Türk iş dünyasının ABD'nin çeşitli bölgelerinde lojistik ve yatırım alanlarında aktif rol aldığını vurguladı. Son 10 yılda iki ülke arasındaki ticaret hacminin neredeyse iki katına çıktığını belirten Bolat, 2015'te yaklaşık 21 milyar dolar olan ticaret hacminin 38,6 milyar dolara yükseldiğini hatırlattı. Bu yıl ticaret hacminin 43 milyar dolara ulaşması halinde, 10 yıllık dönemde ticaret hacminde iki katın üzerinde bir artış yaşanmış olacağının altını çizdi. Bu gelişmeler, Türkiye'nin küresel ekonomideki yerini sağlamlaştırma ve stratejik ortaklıklarını güçlendirme yönündeki kararlı duruşunu gözler önüne seriyor.

Ekonomi 08.10.2026 00:15 4 okunma

ABD Liderinden Şok İddia: İran'ın Nükleer Hırsı 'Hızla Sona Erecek!' Petrol Fiyatları İçin Kritik Kehanet

ABD Başkanı Trump, İran'ın nükleer silah edinme çabalarını engelleme görevini tamamladıklarını öne sürerek, bu durumun çok hızlı bir şekilde sonlanacağını belirtti. Trump ayrıca, bu gelişmenin petrol fiyatlarını da olumlu etkileyeceğine dair bir öngörüde bulundu.

ABD Liderinden Şok İddia: İran'ın Nükleer Hırsı 'Hızla Sona Erecek!' Petrol Fiyatları İçin Kritik Kehanet

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, ülkesinin İran'ın nükleer silahlanma gayretlerini durdurma konusundaki misyonunu büyük ölçüde tamamladığına dair cesur bir açıklama yaparak, bölgedeki gerilimin yakında sona ereceğine dair umut verdi. Beyaz Saray'dan ayrılırken gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, İran'ın nükleer programına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bu açıklama, 3 Kasım'da yapılacak olan Kongre ara seçimleri öncesinde siyasi tansiyonu da yükseltmiş durumda.

İran'ın Nükleer Hedefi 'Yakında Tarihe Karışacak'

Trump, yaptığı değerlendirmede, ABD'nin İran'ın nükleer silaha sahip olmasını engelleme konusundaki kararlılığını bir kez daha vurguladı. 'Bu misyonu esasen tamamladık. Ordularını yok ettik.' şeklinde konuşan Trump, bu sürecin 'çok hızlı bir şekilde sona ereceğini' iddia etti. Bu ifadeler, İran'ın nükleer kapasitesine yönelik ABD'nin uyguladığı baskının veya aldığı önlemlerin sonuç verdiğine işaret ediyor. Trump'ın bu iddialı çıkışı, uluslararası arenada ve bölge ülkeleri nezdinde önemli yankı uyandıracağa benziyor.

Enerji Piyasaları İçin Çarpıcı Tahmin: Petrol Fiyatları Düşecek mi?

Başkan Trump, açıklamalarında sadece jeopolitik risklere değil, aynı zamanda küresel ekonominin can damarı olan enerji piyasalarına da değindi. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yüksek benzin fiyatlarına ilişkin bir soru üzerine Trump, İran ile ilgili bu gelişmenin enerji fiyatları üzerinde doğrudan bir etkisi olacağını öngördü. Trump, 'Bu durum sona erdiğinde, petrol fiyatları da hızla düşecek' diyerek, hem kendi seçmen kitlesine hem de dünya ekonomisine yönelik iyimser bir tablo çizdi. İran'ın nükleer programının kontrol altına alınması, enerji arz güvenliği açısından da kritik bir öneme sahip.

Mekke İttifakı'na Destek: Türkiye ve Pakistan Hamlesi Değerlendirildi

Trump'ın gündeminde sadece İran yoktu. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, son dönemde Körfez bölgesinde etkisini artıran ve Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi ülkelerin de dahil olduğu 'Mekke İttifakı' olarak adlandırılan gelişmeleri de değerlendirdi. Özellikle Türkiye ve Pakistan'ın Suudi Arabistan'a askeri güç gönderme konusunda anlaştıklarını öğrenen Trump, bu işbirliğine sıcak baktığını belirtti. 'Bu ülkeler, Suudi Arabistan'a yardım etmek istiyorlar ve bence bu harika bir şey' şeklindeki yorumu, bölgedeki yeni güvenlik işbirliği dinamiklerine ABD'nin olumlu yaklaştığını gösteriyor. Bu ittifakın, bölgesel istikrar ve güvenlik açısından potansiyel etkileri yakından takip ediliyor.

Trump'ın bu açıklamaları, hem İran'ın nükleer politikası hem de Orta Doğu'daki güç dengeleri açısından önemli bir dönüm noktası olabilir. ABD'nin İran'a yönelik izlediği politika ve bölge ülkeleri arasındaki işbirliklerinin geleceği, önümüzdeki günlerde daha net şekillenecektir. Petrol fiyatlarındaki olası düşüş beklentisi ise küresel ekonomi için umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.