Erdoğan'dan AK Parti İçin Tarihi Tanım: 'Bu Bir Kitaptır, Türkiye'nin Kendi Hikayesidir!'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti'nin 33. İstişare Toplantısı'nda partisini adeta bir Türkiye manifestosu gibi tanımladı. Parti içi muhasebeden toplumsal normalleşmeye, devletin kapsayıcılığından milli birlikteliğe kadar geniş bir yelpazede çarpıcı mesajlar verdi.
AK Parti: Türkiye'nin Dünü, Bugünü ve Yarını Bir Arada
Sakarya'nın Sapanca ilçesinde düzenlenen AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 25 yıllık yürüyüşünü ve Türkiye'nin geleceğine dair vizyonunu masaya yatırdı. Kendi muhasebesini cesurca yapma vurgusuyla konuşmasına başlayan Erdoğan, AK Parti'yi sıradan bir siyasi oluşumdan öte, 'Türkiye'nin kendi kitabıdır' diyerek tanımladı. Bu tanım, partinin ülkenin sosyal, siyasi ve kültürel dokusuyla ne kadar iç içe geçtiğini ve toplumsal dönüşümlerdeki rolünü çarpıcı bir biçimde ortaya koydu.
'Ülküde Kenetlenmiş Bir Topluluk' ve Kapsayıcılık Mesajı
Erdoğan, AK Parti'nin kuruluşunun 25. yılını geride bırakmaya hazırlandığını hatırlatarak, partinin köklerinin millete dayandığını ve hiçbir zaman 'aracılarla konuşan bir parti' olmadıklarını belirtti. 'Yatay ve dikey iletişim kanallarını açık tuttuk' diyen Erdoğan, istişarenin ve ortak aklın partinin temel prensipleri olduğunu vurguladı. Milletin 86 milyonluk ortak bir tarihi, kaderi ve vatanı paylaştığını ifade eden Cumhurbaşkanı, 'Biz birbirine tahammül etmek zorunda bir toplum da değiliz; bilakis ülküde kenetlenmiş bir topluluğuz' dedi. Bu sözleriyle, Türkiye'nin farklılıklarına rağmen ortak değerler etrafında birleştiği mesajını verdi. Konuşmasının en dikkat çekici bölümlerinden biri ise devletin kapsayıcılığına yönelikti. 'Bu devlet 86 milyonun devletidir' diyen Erdoğan, partinin imtiyaz mücadelesi vermediğini, aksine 'eşitlik ve adalet' peşinde koştuğunu belirtti. Başörtüsü üzerinden verilen mücadeleyi hatırlatan Erdoğan, bu sorunun artık geride kaldığını ve 'başörtüsünün bu toprağın normali' olduğunu güçlü bir dille ifade etti. Bu açıklama, uzun yıllardır süregelen toplumsal bir yaranın sarılmasına yönelik önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Milli Birlik ve Siyasi Uzlaşma Vurgusu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi farklılıkların husumete dönüşmemesi gerektiğinin altını çizerek, Türkiye'nin ortak menfaatleri için uzlaşmanın önemine dikkat çekti. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile kurdukları Cumhur İttifakı'nı bunun en güzel örneği olarak gösteren Erdoğan, 'Gündüz siyaset meydanlarında birbirimize rakip olabiliriz ama akşam aynı sofrada buluşup aynı çorbaya kaşık sallıyoruz' benzetmesiyle farklı siyasi görüşlerin bir arada hizmet edebileceğini gösterdi. Ana muhalefet partisi CHP'yi ise 'fikir ayrılığını çatışmaya dönüştüren' olarak nitelendirdi. CHP içindeki duruma değinen Erdoğan, 'CHP'deki iç savaşın tarafı değiliz' diyerek, partinin kendi dinamikleriyle bu noktaya geldiğini belirtti. Türkiye'nin 'vesayetten arınmış bir ana muhalefet partisine' ihtiyacı olduğunu söyleyerek, muhalefetin gücünü vatandaştan alması gerektiğini vurguladı. Konuşmasının sonunda, Siyonizm gibi ideolojilerin sadece belirli kesimleri değil, tüm milleti hedef aldığını belirterek, 'Biz milletimizin bekası için mücadele ediyoruz' dedi. Terörle mücadelenin önemine de değinen Erdoğan, sağ-sol, Alevi-Sünni, Türk-Kürt ayrımcılığının geride bırakılması gerektiğini ve Türkiye'nin önünü tıkayan her türlü engelin ortadan kaldırılacağını ifade etti. AK Parti'nin kuruluş felsefesini 'Her ne olursan ol gel' diyerek özetleyen Erdoğan, Türkiye'nin tüm renklerini kucaklamaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.
Hakan Yılmaz
Gündem & Siyaset Yazarı
Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.