Dünyayı Değiştiren Tarih: O Gün İstanbul'u Kimler, Nasıl Aldı? Fetih Sırları Aralanıyor!
Üç imparatorluğa başkentlik yapmış, sayısız medeniyetin izlerini taşıyan İstanbul, Peygamber Efendimiz'in müjdesine nail olmak isteyen komutanların 7. seferinden, Sultan Fatih'in çağ açıp kapatan fetih anına kadar uzanan nefes kesici bir tarihe sahip. Peki, yüzyıllarca süren bu mücadelenin perde arkasında neler yaşandı?
Fatih'in Hayali, Peygamber Müjdesi: İstanbul Neden Vazgeçilmezdi?
Roma'dan Bizans'a, oradan da Osmanlı'ya uzanan bir geleneğin simgesi olan İstanbul, çağlar boyunca sayısız isimle anıldı: 'İkinci Roma', 'Yeni Roma', 'Byzantion', 'Konstantinopolis' ve nihayetinde 'Konstantiniyye'. Sadece bir şehir değil, aynı zamanda birer imparatorluk merkezi ve stratejik birer kale konumundaydı. Tarih boyunca tam 30 kez kuşatılmış olması, onun ne denli kıymetli bir hedef olduğunu kanıtlar nitelikte. Şehrin surları ardında yükselen tapınaklar, görkemli saraylar, hamamlar ve hipodromlar, buranın sadece askeri değil, aynı zamanda kültürel ve dini bir merkez olduğunu da gösteriyordu. Özellikle Ortodoks Hristiyanlık için vazgeçilmez bir kutsallığa sahipti. Ancak İstanbul'un kalbinde yatan asıl çekim, hiç şüphesiz Hazreti Muhammed'in müjdesiydi. Efendimiz'in, "İstanbul (Konstantiniyye) muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır. Onu fetheden ordu ne güzel ordudur." hadisi, İslam dünyası için bu şehri fethedilmesi gereken en önemli kutsal emanet haline getirmişti.
Yüzyıllar Süren Mücadele: İstanbul'u Kimler Kuşattı, Neden Başarısız Oldu?
İstanbul'un fethi, ani bir gelişme değil, aslında yüzyıllara yayılan bir amansız mücadelenin son perdesiydi. Şehrin stratejik konumu ve dini önemi, onu tarihin farklı dönemlerinde pek çok medeniyet için cazip bir hedef kıldı. Makedonya Kralı Phillippe'den Roma İmparatoru Septim Severus'a, Sasani Hükümdarı Keyhüsrev'den Avar Türkleri'ne, Emeviler'den Abbasiler'e, Bulgarlar'dan Ruslar'a, Kiev Knezliği'nden Haçlılar'a, Venedikliler'den Cenevizliler'e kadar pek çok güç, bu 'altın tepsi' üzerindeki şehri ele geçirmek için saldırdı. Hatta kaynaklar, Atilla'nın ve Vikinglerin de bu coğrafyada iz bıraktığını belirtiyor. Müslümanlar içinse bu fetih, sadece siyasi bir zafer değil, aynı zamanda Peygamber Efendimiz'in müjdesini hayata geçirme ülküsüydü. Emeviler döneminde başlayan ve Muaviye bin Ebu Süfyan komutasında gerçekleşen seferler, İslam ordularının ilk denemeleriydi. Bu kuşatmalara katılan ve surlar önünde vefat eden Ebu Eyyüb el-Ensari gibi sahabeler, sonraki nesiller için büyük bir ilham kaynağı oldu. Ancak dönemin askeri teknolojileri ve şehrin aşılmaz denilen surları, bu ilk girişimlerin zaferle sonuçlanmasını engelledi.
Çağ Açan Fatih Sultan Mehmed: Hangi Hazırlıklar Yapıldı?
İstanbul'un fetih süreci, Sultan II. Mehmed'in tahta geçmesiyle birlikte yepyeni bir boyut kazandı. Genç padişah, sadece bir komutan değil, aynı zamanda vizyoner bir stratejistti. Fetih için gereken en önemli adımın, şehrin denizden ikmal yollarını kesmek ve Bizans'a dışarıdan gelecek yardımı engellemek olduğunun farkındaydı. Bu amaçla, babası Yıldırım Bayezid'in yaptırdığı Anadolu Hisarı'nın karşısına, Rumeli Hisarı'nı boğaza hakim bir noktaya inşa ettirdi. Bu devasa yapı, Karadeniz'den gelebilecek her türlü yardımı engelleyecek bir kilit görevi görecekti. Ancak fetihin önündeki en büyük engel, İstanbul'un aşılmaz denen dev surlarıydı. Sultan II. Mehmed, bu surları yıkabilecek büyük topların döktürülmesi için dönemin en yetenekli mühendislerini görevlendirdi. Macar uzman Urban'ın da katkılarıyla Şubat 1453'te hazırlanan dev toplar, gemilerle İstanbul surlarına taşındı. Öte yandan, Karaca Paşa komutasındaki öncü birlikler, Vize, Silivri ve Ayastefanos gibi stratejik kaleleri ele geçirerek fetih için zemin hazırlıyordu. Nisan 1453'e gelindiğinde, Anadolu ve Rumeli'den toplanan muazzam ordu, Akşemseddin, Akbıyık ve Molla Gürani gibi ilim insanlarının duaları ve rehberliğinde, 5 Nisan 1453'te fetih için İstanbul önlerine hareket etti. Sultan II. Mehmed'in stratejik dehası, ordunun disiplini ve dönemin en ileri teknolojileri, bu kez tarihin akışını değiştirmeye hazırdı.
53 Günlük Destan: İstanbul Nasıl Düşmüştü?
6 Nisan 1453'te başlayan kuşatma, tarihin en muhteşem askeri operasyonlarından biri olarak kayıtlara geçti. Osmanlı ordusu, hem karadan hem de denizden şehri ablukaya almıştı. Surlarda açılan gedikler, Bizanslıların hummalı onarım çalışmalarıyla kapatılmaya çalışılıyordu. Ancak Osmanlı'nın geliştirdiği yeni kuşatma taktikleri ve topçu ateşi, Bizans savunmasını yıpratıyordu. Savaşın seyrini değiştiren en kritik hamlelerden biri, Osmanlı donanmasının, şehre yardım getiren Ceneviz ve Venedik gemilerine karşı gösterdiği dirençti. Nihayetinde, 29 Mayıs 1453 sabahı, tarihin akışını değiştiren o an geldi. Sultan II. Mehmed'in komutasındaki Osmanlı askerleri, destansı bir mücadeleyle surları aşarak İstanbul'u fethetti. Bu zafer, sadece bir şehrin değil, aynı zamanda bir çağın kapanıp yeni bir çağın başladığı an olarak tarihe altın harflerle yazıldı. İmparatorluklar yıkıldı, sınırlar değişti ve dünya siyaseti bambaşka bir yörüngeye girdi.
Hakan Yılmaz
Gündem & Siyaset Yazarı
Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.