--° -- --/--°
Teknoloji KÖŞE YAZISI 07.08.2026 10:45 3 okunma

Apple'ın Yeni Gözdesi Çöküyor: MacBook Pro'larda 'Eriyen Klavye' Şoku! 895 Dolarlık Fatura Kullanıcıları Şaşkına Çevirdi

Apple'ın M5 Max işlemcili MacBook Pro'larında yaşanan aşırı ısınma sorunu, 'delete' tuşunun kasaya sıkışmasına neden oldu. Garanti dışı durumlarda 895 dolarlık onarım bedeli, kullanıcıları endişelendiriyor.

Apple'ın Yeni Gözdesi Çöküyor: MacBook Pro'larda 'Eriyen Klavye' Şoku! 895 Dolarlık Fatura Kullanıcıları Şaşkına Çevirdi

Apple'ın son teknoloji harikası olarak lanse ettiği M5 Max işlemcili MacBook Pro modelleri, beklenmedik bir sorunla gündeme bomba gibi düştü. Cihazlarda yaşanan aşırı ısınma sorunu, kullanıcıların klavyelerindeki tuşların deforme olmasına ve hatta kasaya sıkışmasına yol açıyor. Bu durum, özellikle yüksek performans gerektiren işlemler sırasında cihazın dayanıklılığı hakkında ciddi soru işaretleri oluşturuyor.

'Eriyen Klavye' Vakası: M5 Max MacBook Pro'da Korkutan Manzara

Kullanıcı Hakan Hasırcıoğlu'nun 3 Ağustos 2026 tarihli bildirimine göre, M5 Max çipine sahip bir MacBook Pro'da yaşanan kontrol edilemeyen yüksek sıcaklıklar, klavyedeki 'delete' tuşunun eriyerek kasaya yapışmasına neden oldu. Bu tür bir arızanın cihazın garanti kapsamı dışına çıkması durumunda, Apple tarafından talep edilen 895 dolarlık onarım maliyeti, kullanıcıları hem maddi hem de manevi olarak zor durumda bırakıyor. Bu olay, teknoloji dünyasında uzun süredir tartışılan dizüstü bilgisayar soğutma sistemlerinin yetersizliği konusunu yeniden alevlendirdi.

Isınma Sorununun Kökleri ve Kalite Kontrol İddiaları

M5 Max işlemcili MacBook Pro'ların soğutma mimarisi, iki adet ince fan ve tek bir ısı borusundan oluşuyor. Bu yetersiz görünen yapı, özellikle yoğun iş yükleri altında cihazın sıcaklığının saniyeler içinde 100°C'nin üzerine çıkmasına neden olabiliyor. Bu yüksek sıcaklıklar, sadece klavye tuşlarının deformasyonuyla sınırlı kalmayıp, cihazın içindeki diğer hassas bileşenler üzerinde de olumsuz etkilere yol açabiliyor. İnternet forumlarında ve sosyal medyada dolaşan bazı iddialar, özellikle Uzak Doğu'dan gelen özel yapılandırmalı modellerde kalite kontrol süreçlerindeki zayıflıkların bu tür sorunların daha sık yaşanmasına zemin hazırladığını öne sürüyor.

Daha önce de benzer M5 Max MacBook Pro modellerinde ekran renk bozulmaları gibi donanımsal arızaların rapor edildiği biliniyor. Ayrıca, yapay zeka tabanlı yoğun işlemler sırasında NAND flash belleğin 100°C'ye ulaşması, özellikle PCIe NVMe Gen 5 SSD kullanan bu tür yüksek performanslı cihazlar için teorik olarak öngörülebilir bir durum olsa da, pratik kullanımda uzun vadeli riskleri beraberinde getiriyor.

Soğutma Mimarisi Yeniden Değerlendirilmeli Mi?

Apple'ın yıllardır benzer soğutma tasarımlarını kullanması ve işlemci gücünü sürekli artırması, mevcut ısınma sorunlarının temel nedenlerinden biri olarak görülüyor. Sektör kulislerinde yer alan fısıltılar, Apple'ın bu kronikleşen soruna çözüm bulmak adına yeni modellerde buhar odası soğutma teknolojisine geçiş yapabileceği yönünde. Uzmanlar, en yeni yonga setlerinin yüksek sıcaklıklara dayanıklı üretildiğini belirtse de, kullanıcıların deneyimlediği 100°C'lik sıcaklıklar, cihazın uzun ömürlü olması için daha gelişmiş bir soğutma mimarisinin şart olduğunu gösteriyor.

Bu tür sorunlarla karşılaşmamak adına kullanıcıların, özellikle cihazın hava tahliye deliklerini tıkamamaları ve düzenli olarak klavye yüzeyini tozdan arındırmaları tavsiye ediliyor. Siz de M5 Max MacBook Pro'nuzda benzer bir ısınma sorunu veya klavye tuşlarında deformasyon gibi problemlerle karşılaştınız mı? Deneyimlerinizi bizimle paylaşın.

Elif Demirci

Elif Demirci

Teknoloji & Gelecek Vizyonu

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu haber için henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

Yorumlar moderasyonun ardından otomatik olarak yayınlanır.
Gündem 07.08.2026 12:15 3 okunma

Kılıçdaroğlu'ndan Vekillere Çarpıcı Mesaj: 'Artık Kenetlenme Zamanı! Parti İçindeki Hassas Dengeler ve Gelecek Planları Ortaya Çıktı!'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, milletvekillerine gönderdiği özel bir mektupla parti içi birlik ve disiplinin önemini vurgulayarak, zorlu süreçte kenetlenme çağrısı yaptı. Mektupta, kurumsal yapının korunması ve ortak mücadeleye odaklanılması gerektiği belirtildi.

Kılıçdaroğlu'ndan Vekillere Çarpıcı Mesaj: 'Artık Kenetlenme Zamanı! Parti İçindeki Hassas Dengeler ve Gelecek Planları Ortaya Çıktı!'

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin milletvekillerine yönelik kaleme aldığı ve büyük önem taşıyan bir yazılı mektupla, parti içi dayanışma ve kurumsal disiplinin altını çizdi. Zorlu siyasi atmosferde birlik ve beraberliğin hayati önemine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, vekillerden sarsılmaz bir ciddiyet ve ortak akılla hareket etmelerini istedi.

Parti İçi Birlik ve Disiplin Vurgusu

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimci mirasını taşıyan bir kadro olduklarını hatırlatan Kılıçdaroğlu, CHP'nin sadece bir siyasi parti olmadığını, aynı zamanda adalet, demokrasi ve bağımsızlık gibi temel değerlerin vücut bulduğu bir 'hafıza' olduğunu belirtti. Mevcut sürecin hassasiyetine dikkat çeken Genel Başkan, vekillerin omuzlarındaki yükün farkında olduğunu ifade etti. Siyasetin sertleştiği dönemlerde, bireysel çıkar hesaplarından ve anlık tepkilerden uzak durulması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, asıl önemli olanın kurumsal ciddiyet ve sarsılmaz bir birliktelik olduğunu vurguladı. Partinin tüzüğü ve yönetmeliklerinin, olağanüstü zamanlarda dahi yol gösterici birer ortak sözleşme niteliği taşıdığını hatırlattı. Her unvan ve makamın sahip olduğu yetki ve sorumlulukların bu kurumsal çerçeve içinde net bir şekilde tanımlandığını ve bu yapının ortak hukukları olduğunu belirtti.

'On Milyonlarca Yurttaş Bize Emanet'

Kılıçdaroğlu'nun mektubunda, milletvekillerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) iradesini ve emeğini koruma gayesi güttüğü, temel amacının ise partinin kurumsal itibarını en üst düzeyde tutmak olduğu ifade edildi. CHP'nin temsil ettiği değerlere inanan ve çocuklarının geleceğini bu partiye emanet etmek isteyen on milyonlarca yurttaş olduğuna dikkat çekildi. Bu yurttaşların, topraklarda daha adil ve insanca bir yaşam özlemiyle yaşadığına vurgu yapıldı. Bu nedenle, partinin hiçbir kırgınlığa veya dağınıklığa mahal vermemesi gerektiğinin altı çizildi. Geleceğin inşa edileceği bu tarihi dönemde, tüm parti mensuplarının kenetlenmesi ve kullandıkları dilin daha birleştirici olması gerektiği konusunda uyarıda bulunuldu.

Geleceğe Yönelik Stratejik Çağrı

Genel Başkan Kılıçdaroğlu, mektubunu, milletvekillerinin sahip olduğu siyasi olgunluk ve sorumluluk bilinciyle ortak mücadeleye kattıkları ve katacakları değerler için teşekkür ederek sonlandırdı. Başarıyla dolu bir gelecek temennisiyle, 'Yolumuz açık olsun' diyerek sözlerini tamamladı. Bu mesajın, önümüzdeki süreçte partinin stratejik yol haritasına ve grup içi ilişkilere dair önemli ipuçları barındırdığı yorumları yapılıyor. Özellikle birlik ve beraberlik vurgusunun, parti içindeki farklı sesleri bir araya getirme ve ortak hedeflere odaklanma çabasının bir yansıması olduğu düşünülüyor.

Gündem 07.08.2026 11:45 3 okunma

İstanbul'un Nabzı Değişiyor: Halkalı-Arnavutköy Metrosu Açılıyor! Erdoğan'la 'Türkiye Yüzyılı'nda Dev Adım

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbul'un ulaşımına nefes aldıracak Halkalı-Arnavutköy Metro Hattı'nın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla açılacağını duyurdu. Hattın özellikleri ve sağlayacağı kolaylıklar dikkat çekiyor.

İstanbul'un Nabzı Değişiyor: Halkalı-Arnavutköy Metrosu Açılıyor! Erdoğan'la 'Türkiye Yüzyılı'nda Dev Adım

İstanbul Ulaşımına Çağ Atlatan Yatırım: Halkalı-Arnavutköy Metro Hattı Hizmete Girdi

Türkiye'nin ulaşım altyapısına devasa bir yatırım daha ekleniyor. İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sosyal medya üzerinden yaptığı duyuruyla, İstanbul'un ulaşım ağını kökten değiştirecek yeni bir metro hattının müjdesini verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle açılışı gerçekleştirilecek olan Halkalı-Arnavutköy Metro Hattı, şehrin iki yakasını ve milyonlarca vatandaşı birbirine daha hızlı, daha konforlu ve daha kesintisiz bir ulaşım ağıyla bağlıyor.

'Türkiye Hızlanıyor' Vizyonu Hayata Geçiyor

İletişim Başkanı Duran, projenin sadece bir ulaşım yatırımı olmadığını vurgulayarak, bu hattın 'Türkiye Hızlanıyor' sloganıyla örtüşen vizyoner bir adım olduğunu belirtti. Bu yeni metro hattı, İstanbul Havalimanı'nı şehir merkezine entegre ederek hem yerli hem de yabancı turistlerin şehre erişimini kolaylaştıracak. Aynı zamanda, hattın geçtiği güzergahlarda yaşayan milyonlarca İstanbullu için günlük ulaşım süresini kısaltacak, hayat kalitesini artıracak önemli bir kolaylık sağlayacak. Durağan, projenin 'Türkiye Yüzyılı' hedeflerine ulaşmada kilit rol oynayacağını ifade etti.

Yerli ve Milli Teknolojinin Zirvesi: Sürücüsüz ve Hızlı Metro

Projenin teknik detaylarına ve stratejik önemine dikkat çeken Burhanettin Duran, Halkalı-Arnavutköy Metro Hattı'nın sunduğu yenilikçi özelliklere vurgu yaptı. Tam 69 kilometrelik uzunluğu ile dikkat çeken bu hat, Türkiye'nin en uzun ve en hızlı metro ring hattı olma özelliğini taşıyor. Hattın en dikkat çekici yanlarından biri ise tamamen sürücüsüz olarak çalışacak olması. Bu modern teknoloji, hem sefer sıklığını artıracak hem de güvenlik standartlarını en üst seviyeye taşıyacak. Yerli ve milli teknoloji ile donatılan bu dev proje, güçlü altyapısıyla da öne çıkıyor. Duran, bu gelişmenin Türkiye'nin mühendislik ve teknoloji alanındaki ilerlemesinin somut bir göstergesi olduğunu belirtti.

İstanbul'a ve Ülkeye Hayırlı Olsun

Açıklamasını tamamlayan İletişim Başkanı Duran, İstanbul'a ve tüm ülkeye hayırlı olması temennisinde bulundu. Dev projenin hayata geçmesinde emeği geçen mühendislerden işçilere, yöneticilerden bürokratlara kadar herkese ayrı ayrı teşekkürlerini iletti. Bu büyük yatırımın, şehir içi ulaşım sorunlarına neşter vurarak İstanbul'un küresel bir metropol olarak konumunu daha da güçlendirmesi bekleniyor. Halkalı-Arnavutköy Metro Hattı'nın, şehirdeki trafik yoğunluğunu azaltması ve ekonomik aktiviteyi canlandırması öngörülüyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın koordinasyonunda ilerleyen bu proje, Türkiye'nin demiryolu ağını genişletme stratejisinin de önemli bir parçası olarak görülüyor.

Gündem 07.08.2026 11:15 3 okunma

12. Yargı Paketi Meclis'e İniyor: Yargıda Devrim Niteliğinde Değişiklikler Yolda!

Türk yargı sisteminde köklü değişiklikler getirmesi beklenen 12. Yargı Paketi, AK Parti'nin yoğun çalışmaları sonucunda tamamlandı ve Meclis Başkanlığı'na sunulmak üzere gün sayıyor. Paketin yargılamaları hızlandırması, dijitalleşmeyi artırması ve yeni suç tanımları getirmesi bekleniyor.

12. Yargı Paketi Meclis'e İniyor: Yargıda Devrim Niteliğinde Değişiklikler Yolda!

AK Parti milletvekillerinin, Grup Başkanı Abdullah Güler liderliğinde titizlikle yürüttüğü çalışmaların ardından, kamuoyunda heyecanla beklenen 12. Yargı Paketi olarak adlandırılan kanun teklifi şekillendi. Gelecek hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı'na sunulması öngörülen bu önemli teklif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın duyurduğu 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi'nde yer alan hedef ve faaliyetleri hayata geçirmeyi amaçlıyor.

Yargılamalar Hızlanıyor: Makul Sürede Yargılanma Hakkı Güçleniyor

Teklifin en dikkat çekici unsurlarından biri, yargılamaların hızlandırılması ve usul ekonomisi ilkesinin daha etkin işletilerek vatandaşların makul sürede yargılanma hakkının güvence altına alınması. Bu kapsamda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda önemli değişiklikler öngörülüyor. Yeni düzenlemeyle birlikte, hukuk yargılamalarında duruşmalar arasındaki sürenin 3 ayı geçmemesi hedefleniyor. Ancak, işin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzun sürmesi veya istinabe yoluyla yürütülen tahkikat işlemlerinin uzaması gibi zorunlu hallerde, hakimlerin gerekçelerini açıkça belirtmek suretiyle daha uzun süreler belirleyebilmelerine imkan tanınacak.

Dijitalleşme Vites Büyütüyor: E-Duruşma Yaygınlaşıyor

Yargı süreçlerinde bilişim teknolojilerinin sunduğu imkanlardan azami ölçüde faydalanılması amacıyla, e-Duruşma sisteminin kapsamı genişletiliyor. Artık ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma yöntemiyle gerçekleştirilebilecek. Bu adım, yargılamaların daha hızlı, verimli ve erişilebilir hale gelmesine katkı sağlayacak. Dijitalleşmenin yargıdaki etkinliği artırması ve vatandaşların yargı süreçlerine katılımını kolaylaştırması bekleniyor.

Yeni Suç Tanımı Geliyor: Hesap Bilgilerini Paylaşmak Cezalandırılacak

Türk Ceza Kanunu'nda yapılacak bir ekleme ile haksız menfaat elde etmek amacıyla hesap bilgilerini başkalarıyla paylaşmak, müstakil bir suç olarak tanımlanacak ve karşılığında hapis cezası öngörülecek. Bu yeni düzenleme ile birlikte, hesap bilgilerini izinsiz paylaşanlar ve bu bilgileri dolandırıcılık amacıyla kullananlar, mevcut 'nitelikli dolandırıcılık' suçu yerine bu yeni ve daha spesifik suç kapsamında cezalandırılacak. Bu adımın, dijital dolandırıcılıkla mücadelede önemli bir caydırıcı etki yaratması amaçlanıyor.

Bölge Adliye Mahkemeleri ve Yargıtay İlişkisi Yeniden Düzenleniyor

Yargılamaların makul sürelerde sonuçlandırılması prensibine uygun olarak, bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar haricinde, ilk derece mahkemelerinin yalnızca görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle Yargıtay'dan bozma kararı alamayacağına dair bir düzenleme getiriliyor. Bu değişiklik, Yargıtay'a intikal eden dosya sayısını azaltarak yargılamaların hızlanmasına katkı sağlayacak.

Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Hukuki Boşluklar Dolduruluyor

Anayasa Mahkemesi'nin verdiği iptal kararları sonucunda oluşan hukuki boşlukları doldurmak amacıyla, bazı kanunlarda gerekli değişiklikler yapılacak. Bu düzenlemeler, hukukun üstünlüğünü pekiştirmeyi ve vatandaşların haklarını daha güvenceli bir zemine oturtmayı hedefliyor.

12. Yargı Paketi'nin yürürlüğe girmesiyle birlikte, Türk yargı sisteminde önemli bir dönüşüm yaşanması bekleniyor. Hem yargılamaların hızlanması hem de dijitalleşmenin yaygınlaşması sayesinde vatandaşların adalete erişiminin kolaylaşacağı öngörülüyor. Yeni suç tanımları ise dijital çağın getirdiği yeni suç türleriyle mücadelede önemli bir adım olacak.

Gündem 07.08.2026 10:15 3 okunma

İstanbul Ulaşımında Devrim: Halkalı-Havalimanı Metro Hattı Hizmete Girdi, Süreler Tarihe Karışıyor!

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla açılan Halkalı-İstanbul Havalimanı Metro Hattı, şehir içi ulaşımda yeni bir dönemi başlatıyor. Hattın tamamlanmasıyla iki nokta arasındaki seyahat süresi 30 dakikaya inecek.

İstanbul Ulaşımında Devrim: Halkalı-Havalimanı Metro Hattı Hizmete Girdi, Süreler Tarihe Karışıyor!

Türkiye'nin en yoğun ulaşım ağlarından biri olan İstanbul'da, şehir içi ulaşımını rahatlatacak dev bir adım daha atıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla bugün hizmete giren Halkalı-İstanbul Havalimanı Metro Hattı, şehrin iki önemli noktasını birbirine bağlıyor. Bu yeni hat, İstanbul'un ulaşım altyapısına önemli bir katkı sağlarken, vatandaşların zamandan tasarruf etmesine olanak tanıyacak.

İstanbul'u Geleceğe Taşıyan Metro Hattı

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yürütülen projeler kapsamında hayata geçirilen Halkalı-İstanbul Havalimanı Metro Hattı, toplamda 5 istasyon ve 22 kilometre uzunluğa sahip. Bu modern metro hattı sayesinde, daha önce uzun süren yolculuklar artık çok daha kısa bir sürede tamamlanacak. Özellikle Halkalı ile İstanbul Havalimanı arasındaki seyahat süresinin 30 dakikaya inmesi bekleniyor. Bu durum, hem şehir içi ulaşımda hem de uluslararası seyahatlerde büyük kolaylık sağlayacak.

Gayrettepe-Halkalı Hattı Tamamlandı

Bugün açılan Halkalı-İstanbul Havalimanı Metro Hattı ile birlikte, Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Halkalı Metro Hattı Projesinin tamamlandığı duyuruldu. Bu kapsamlı proje, İstanbul'un Avrupa Yakası'nda birçok önemli merkezi birbirine bağlayarak entegre bir ulaşım ağı oluşturuyor. Hattın faaliyete geçmesiyle birlikte, şehirdeki trafik yoğunluğunun azalmasına ve toplu taşımaya olan ilginin artmasına katkı sağlanması hedefleniyor. Bu tür büyük ölçekli altyapı projeleri, kentlerin yaşam kalitesini yükseltirken ekonomik aktiviteyi de destekliyor.

Teknoloji ve Konfor Bir Arada

Proje kapsamında inşa edilen metro hattı, sadece hız ve konforuyla değil, aynı zamanda modern teknolojisiyle de dikkat çekiyor. Yolcular, en güncel güvenlik sistemleri ve konforlu vagonlarla seyahat etme imkanı bulacak. Hattın dijital altyapısı da entegre takip ve yönetim sistemleriyle destekleniyor. Bu sayede, operasyonel verimlilik artırılırken, yolculara kesintisiz ve güvenli bir hizmet sunulması amaçlanıyor. İstanbul gibi metropol bir şehirde, bu tür kapsamlı ve teknoloji odaklı ulaşım çözümleri büyük önem taşıyor.

Ulaşımın Geleceğine Yatırım

Açılışla ilgili yapılan paylaşımlarda, bu yeni hattın İstanbul'un ulaşım geleceğine yapılan önemli bir yatırım olduğu vurgulandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da yakından takip ettiği projelerden biri olan bu hat, kentin gelişimine paralel olarak artan ulaşım talebini karşılamaya yönelik stratejik bir adım olarak görülüyor. Gelecekte yapılması planlanan ek hatlar ve mevcut hatların entegrasyonu ile İstanbul'un ulaşım ağı daha da güçlendirilecek. Bu tür büyük projelerin tamamlanması, Türkiye'nin altyapı yatırımlarındaki gücünü de ortaya koyuyor.

Erdoğan Dijital Medya hesabı üzerinden yapılan paylaşımda, metro hattının teknik detayları ve önemi vurgulanırken, hattın açılışına dair fotoğraflar da okuyucularla paylaşıldı. Bu gelişme, özellikle İstanbul'da yaşayan ve çalışan milyonlarca vatandaş için büyük bir müjde olarak kaydedildi.

Ekonomi 06.08.2026 11:45 2 okunma

2008 Krizini Bilen Ünlü Yatırımcıdan Yıkıcı Uyarı: 1987'de Yaşanan Kara Pazartesi Tekrar mı Geliyor?

2008 küresel finans krizini önceden gören efsanevi yatırımcı Michael Burry, piyasalardaki mevcut yükselişe rağmen 'ana zirveye yakın olunduğunu' belirterek 1987'deki gibi sert bir çöküş riskine dikkat çekiyor.

2008 Krizini Bilen Ünlü Yatırımcıdan Yıkıcı Uyarı: 1987'de Yaşanan Kara Pazartesi Tekrar mı Geliyor?

Finans dünyasının dehalarından biri olarak kabul edilen ve 2008'deki küresel krizi önceden tahmin ederek adını tarihe yazdıran Michael Burry, piyasalardaki mevcut iyimserliğe karşı temkinli bir duruş sergilemeye devam ediyor. ABD borsalarında şirketlerin güçlü bilançoları ve petrol fiyatlarındaki düşüşün yarattığı olumlu hava hakimken, Burry'nin piyasalara yönelik karamsar bakış açısı değişmedi. CNBC'nin haberine göre, Substack hesabı üzerinden yaptığı açıklamalarda Burry, 'Hâlâ ana zirveye yakın olduğumuza inanıyorum' diyerek, 1987'de yaşanan ve modern finans tarihinin en sert tek günlük borsacöküşü olarak bilinen 'Kara Pazartesi' benzeri bir düşüş ihtimalini gündeme taşıdı.

Piyasa Rallisi ve Gizli Tehlikeler

Piyasaların S&P 500 endeksi öncülüğünde yeni zirveler görmesinin, yeni para girişlerini tetikleyebileceğini kabul eden Burry, ancak bu yükselişin yatırımcıları daha fazla risk almaya ittiği konusunda uyarıyor. Ünlü yatırımcı, 'Piyasa düşük volatiliteyle yükseldikçe, volatilite hedefli fonlar kaldıraçlarını artırmak zorunda kalıyor. Bunun yanında diğer momentum stratejilerinden de sisteme yeni kaldıraç geliyor' ifadeleriyle, mevcut yükselişin altında yatan kırılganlığı gözler önüne serdi. Düşük oynaklık ortamının, özellikle algoritmik ve kaldıraçlı yatırım stratejilerinin daha cüretkar pozisyonlar almasına yol açtığını belirten Burry, bu durumun olası bir satış baskısında düşüşlerin çok daha sert yaşanabileceği anlamına geldiğini vurguladı.

Sektörel Beklentiler ve Açığa Satış Stratejisi

Mevcut piyasa rallisine rağmen, Michael Burry'nin riskli gördüğü alanlara yönelik stratejileri dikkat çekiyor. Yatırımcı, özellikle iShares Semiconductor ETF (SOXX) üzerindeki kısa pozisyonunu koruduğunu açıkladı. Ayrıca, yapay zeka temalı hisseler olarak bilinen Nvidia ve Palantir gibi şirketlere yönelik olumsuz beklentisini de sürdürdüğünü belirtti. Burry, bu açığa satış işlemlerine olan inancının temelini uzun vadeli görüşlerine dayandırdığını, ancak pozisyonlarının aleyhine dönmesi halinde belirlenen zarar durdurma seviyeleriyle pozisyonu terk edeceğini sözlerine ekledi. Açığa satış stratejisinin herkes için uygun olmadığını da özellikle vurgulayan Burry, 'Ben açığa satış yapmak zorundayım. Çoğu yatırımcı ise bunu yapmamalı' diyerek, bu stratejinin profesyonellik ve derinlemesine piyasa bilgisi gerektirdiğinin altını çizdi.

Tarihi Benzetme: 1987 Kara Pazartesi ve Dersleri

Michael Burry'nin 1987'ye yaptığı atıf, finans tarihinin en dramatik anlarından birine işaret ediyor. 19 Ekim 1987'de yaşanan ve 'Kara Pazartesi' olarak anılan günde, Dow Jones Sanayi Endeksi tek bir işlem seansında yüzde 22,6 gibi rekor bir kayıp yaşadı. Bu çöküş, sadece ABD ile sınırlı kalmayıp hızla Avrupa ve Asya piyasalarına da sıçradı. Ekonomistler, o günkü sert düşüşün arkasında programlı işlemler (program trading) ve portföy sigortalama (portfolio insurance) gibi otomatikleşmiş stratejilerin rol oynadığına dikkat çekiyor. Hızla artan otomatik satış emirleri, düşüşü kendi kendini besleyen bir döngüye sokarak etkisini katladı. 1987 krizi, ABD ekonomisinde derin bir resesyona yol açmasa da, finans piyasalarında devre kesici (circuit breaker) uygulamalarının hayata geçirilmesine öncülük ederek risk yönetimi prensiplerini kökten değiştirdi.

Burry'nin Güncel Uyarısının Arkasındaki Gerçek

Michael Burry'nin bugünkü uyarısı, tam da bu tarihi derslerden besleniyor. Mevcut düşük volatilite ortamında artan kaldıraç kullanımının, 1987'deki gibi beklenmedik bir satış dalgasıyla tetiklenebilecek zincirleme bir düşüş riskini barındırdığını savunuyor. Yatırımcıların, piyasadaki sakinliğe aldanarak pozisyonlarını aşırı büyütmesinin, öngörülemeyen bir olay karşısında büyük kayıplara yol açabileceği endişesini taşıyor. Burry'nin geçmişteki başarıları ve 2008 krizini önceden görmesi, onun bu tür uyarılarının piyasalar tarafından ciddiye alınmasını sağlıyor. Tarihin tekerrürden ibaret olup olmayacağı sorusu, yatırımcıları Burry'nin işaret ettiği potansiyel riskleri yeniden değerlendirmeye itiyor.