ABD'nin Gizli Vergisi Türk Sanayicisini Vurdu: Rekabette Eşitlik Bitti mi?
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, ABD'nin yeni vergi düzenlemesinin Türk sanayicisi ve ihracatçısı için haksız bir yük oluşturduğunu belirterek, rekabet eşitsizliğine dikkat çekti. Bahçıvan, Türkiye'nin bu durumdan olumsuz etkilendiğini ve acil çözüm çağrısı yaptı.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin 'Section 301' kapsamında devreye aldığı yeni gümrük vergisi düzenlemesine dair sert açıklamalarda bulundu. Bu yeni düzenleme ile Türkiye'den ithal edilen ve istisna kapsamına girmeyen ürünlere, zaten uygulanan en avantajlı ülke vergilerine ek olarak yüzde 12,5'luk bir ilave gümrük vergisi getirildi. Bahçıvan, bu adımın Türk sanayicisi, ihracatçısı ve üreticisi üzerinde ağır ve haksız bir yük yarattığını vurguladı.
ABD'nin Yeni Düzenlemesiyle Rekabet Eşitsizliği Derinleşiyor
Başkan Bahçıvan, söz konusu düzenlemenin sadece ek bir maliyet kalemi anlamına gelmediğini, asıl sorunun Türk sanayisini sistematik olarak dezavantajlı bir konuma itmesi olduğunu belirtti. ABD'nin bu adımıyla, Bangladeş, Kamboçya, Endonezya, Malezya, Pakistan ve Hindistan gibi ülkelere vergi avantajları sağladığına dikkat çeken Bahçıvan, aynı zamanda Avrupa Birliği, Tayvan, Japonya, Güney Kore ve İsviçre gibi gelişmiş ekonomiler için toplam vergi yüküne bir üst sınır getirildiğini hatırlattı. Ancak Türkiye'nin bu avantajlı grupların dışında bırakılması, rekabetin adil zeminini bozdu. Bu durumun özellikle tekstil, hazır giyim ve konfeksiyon gibi Türkiye için stratejik öneme sahip sektörlerde büyük bir handikap oluşturacağını öngören Bahçıvan, toplam gümrük vergisi yükünün yüzde 25-30 seviyelerine fırlayabileceğini dile getirdi. Bu artışın, hem maliyetleri yukarı çekeceği hem de ABD pazarındaki Türk ürünlerinin rekabet gücünü ciddi şekilde zayıflatacağı öngörülüyor.
Ekonomik Gerçekler Göz Ardı Ediliyor
Erdal Bahçıvan, Türkiye'nin tekstil ve hazır giyim sektörlerinin uzun yıllardır ABD'li alıcılarla güvene dayalı, güçlü ticari ilişkiler kurduğunu hatırlattı. Sektörün, hızlı teslimat, yüksek kalite standartları, esnek üretim yeteneği ve sürdürülebilirlik gibi konularda ABD pazarı için vazgeçilmez bir tedarik ortağı olduğunu belirtti. Bahçıvan, Türkiye'nin ABD ile ticaretinde yapısal olarak büyük bir dış ticaret fazlası veren bir ülke olmadığını, bu gerçeğe rağmen, ticaret fazlası veren bazı ülkelerle aynı kefeye konulmasının ekonomik gerçeklerle bağdaşmadığını ifade etti.
Avrupa pazarındaki mevcut daralma göz önüne alındığında, ABD'nin Türk tekstil ve hazır giyim sektörü için alternatif ve büyüme potansiyeli taşıyan kritik bir pazar haline geldiğine dikkat çeken Bahçıvan, tam da bu hassas dönemde Türk ihracatçısının rakiplerine göre daha dezavantajlı bir konuma düşürülmesinin büyük bir kaygı kaynağı olduğunu söyledi. Bahçıvan, bu sektörlerin Türkiye ekonomisi için sadece ihracat kapısı olmadığını, aynı zamanda istihdam, üretim, bölgesel kalkınma, kadın istihdamı, KOBİ ekosistemi ve tedarik zincirinin dayanıklılığı açısından da stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Bu alanların rekabet gücünü zayıflatacak her türlü düzenlemenin, sadece dış satımı değil, aynı zamanda içerideki üretim merkezlerini, istihdam kapasitesini ve genel sanayi ekosisteminin direncini de olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu.
Yeni Müzakere Sürecinde Talepler Net
İstanbul Sanayi Odası, Türkiye ile ABD arasında başlatılması öngörülen yeni müzakere sürecini büyük bir önemle takip ediyor. Başkan Bahçıvan, bu süreçte gümrük vergileri, toplam tarife yükü, vergisiz tarife kontenjanları, menşe kuralları, izlenebilirlik ve zorla çalıştırmaya ilişkin yasal düzenlemeler gibi kritik başlıkların kapsamlı bir şekilde masaya yatırılmasını talep etti. Bahçıvan, ilgili kamu kurumlarından Türkiye'nin de vergisiz tarife kontenjanına dahil edilmesi, mevcut toplam tarife yüküne adil bir üst sınır getirilmesi ve ülkenin ticari gerçekleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi için kararlı ve acil adımlar atılmasını beklediklerini belirtti. İSO olarak, Türk tekstil, hazır giyim ve konfeksiyon sektörlerinin bu haklı taleplerinin takipçisi olacaklarını ve üretim gücünün, ihracat potansiyelinin ve sanayicinin temel rekabet hakkının korunmasının Türkiye'nin ekonomik geleceği için hayati önem taşıdığını yineledi.